Hayatta bazı insanlar vardır, daha ilk konuşmanızda hayatınızda çok önemli bir yer edineceğini anlarsınız. Hayatınıza renk ve keyif katacağını, sadece mutlu anları değil sıkıntılı anları da paylaşacağını... Bana Apple ile ilgili deneyimlerimi paylaşmam istendiğinde aklıma ilk gelenler yukarıdaki cümleler oldu. Evet, Apple ürünleri de tıpkı o özel insanlar gibi... Bir kere kullanmaya başlayınca kolay kolay vazgeçemiyorsunuz.
23'üncü yılında olduğum gazetecilik hayatıma başladığımda bilgisayar yoktu ilk işyerimde:) Aslında hiçbir gazetede yoktu, devasa bir daktilom vardı. Yeşil, mekanizmayı iterken kas yaptıran cinsten... 90'lı yılların başında bilgisayarla tanıştık, zorlansak da alıştık. İlk tanıştığım Apple ürünü sayfaların yapıldığı Mac'lerdi. Görüntüsüyle bile öne çıkıyordu diğerlerinden... Elma C, elma Z gibi komutları soktu iş hayatımıza... Çok ama çok sonra iPod, iPhone ve MacBook ile tanıştığımda tasarımın da, teknolojinin de, bağımlılık yaratacağına olan inancım kesinleşti. Sanırım bilmediğimiz bir formül var ve dokunduğumuz ilk andan itibaren beynimizin derinlerine bir mesaj gidiyor:) Benim hayatımda 3 Apple var: iPhone, iPod ve MacBook. iPod, özellikle yurtdışı yolculuklarda en yakın dostum. İstanbul trafiğinde de en iyi yol arkadaşı kendisi... iPhone gerçek anlamıyla bir bağımlılık. Bana göre bir kez iPhone kullanan birinin sonrasında başka bir cihaz kullanması çok zor. Bu tezimi yakınlarımla yaptığım testlerle kanıtladım! Bana inanmayanlar da artık birer iPhone kullanıcısı:) MacBook Pro ile başlayan Mac yolculuğum MacBook Air ile devam ediyor. İşim gereği hızlı, akıllı, her türlü donanıma sahip ve en önemlisi her an yanımda taşıyabileceğim hafiflikte bir cihaza ihtiyacım var. MacBook'a kadar evde farklı, yolculukta farklı, iş yerinde farklı bilgisiyar kullanmak zorunda kaldım. Ama artık günün moda deyimiyle üçü bir arada!
Yazdıklarımın çoğunuzun deneyimlerinden veya düşüncelerinden farklı olduğunu sanmıyorum. Sektörler, işler veya beklentiler farklı olsa da, iş kullandığımız cihazlara gelince tek markaya iniyor. Ben zamana karşı yarışan bir sektördeyim, bazen saniyelerin bile hayati önemi oluyor. İşte öyle anlarda birkaç saniyede açılan bir bilgisayarın ya da virüs programlarıyla uğraşmak zorunda kalmamanın, bir sorun yaşadığınızda size anında geri dönülmesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlıyorum. Ölümcül darbelere direncini ise başka bir sefere anlatırım... Hatta bununla ilgili maceralarımla bir dizi bile çekilebilir:) Sonuç olarak ben bir elma bağımlısı oldum:)Bu satırları bir gazeteci olarak değil bir Apple müşterisi olarak yazdım. Görevimiz doğruları yazmak olduğuna göre, bir problem olmaz sanırım...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder